Basketbolun Başarılı İsmi: Sinan GÜLER

Amerika’da üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Darüşşafaka’da oynamaya başlayan Sinan Güler kısa sürede büyük başarılara imza attı ve sergilediği yüksek performansı sayesinde milli takımdaki yerini aldı. Kendisini eleştirmekten çekinmeyen ve alçak gönüllüğüyle dikkat çeken Güler, kariyerini bu sezon Efes Pilsen forması giyerek taçlandırdı. Basketbol sahalarındaki başarılarına devam ederken bize de zaman ayırdı. Sohbetimizde eğitiminden ve basketbol hayatından konuştuk. Merak edilenleri sorduk.
Basketbola olan ilgin nasıl başladı, profesyonelliğe nasıl geçiş yaptın?
Basketbola olan ilgim doğuştan beri gelen bir şey, hem annem hem babam basketbolcu olduğu için. Babam profesyonel olarak basketbol oynarken spor sergi sarayında büyüdüm(Şimdiki Lütfü Kırdar Kongre Salonu). Onun beraberinde hep abimin babamın antrenmanlarını takip ederken İTÜ’de basketbol oynamaya başladım. Profesyonel olarak da ilk önce üniversite için Amerika’ya gitmeden önce Beşiktaş’ta bir sene oynadım. Amerika’dan döndüğümde mezun olduktan sonra Darüşşafaka’da oynamaya başladım.
Eğitim hayatından bahsedebilir misin biraz?
Liseyi Özel Boğaziçi Koleji’nde okudum. ÖSS’ye girdikten sonra basketbol
bursuyla Bilgi Üniversitesi’ni kazandım. Orada bir sene Halkla İlişkiler okudum. Beşiktaş’ta basketbol benim istediğim gibi gitmiyordu. Onun verdiği boşlukla beraber babamın basketbol kampına gelen Amerikalı koçlardan bir tanesiyle konuşup Amerika’ya gitme kararı aldım. Dört sene Amerika’da okudum. İlk iki senesi Utah’ın Salt Lake şehrinde iki senelik bir okuldaydı. Ondan sonra da Montagna’nın Helena şehrindeki Carroll College’da işletme ve yöneticilik okudum.
Lisede okurken okulu ve basketbolu bir arada yürütmekte ne gibi zorluklar yaşadın?
Benim için alt yapıdayken basketbol biraz daha kolaydı. Çünkü alt yapıdayken fiziksel eksiklerimden dolayı hiçbir zaman oynayamadım milli takımda. O yüzden kulüp bazında oynadığım zamanlarda da antrenman saatleri okulla uyumlu bir şekilde ilerliyordu. Genç takım seviyesinde Beşiktaş’ta oynarken antrenmanlarımız akşam dokuzda başlıyordu, 11’e kadar devam ediyordu. Sabahları okula gidebiliyordum o yüzden. Muhteşem zeki bir öğrenci olmasam da lise hayatı benim için kolay geçmiştir ders konusunda.
Caroll College’da sıkı basketbol eğitimi alırken aynı zamanda işletme okuyordun. Yoğun tempo okul hayatını etkilemiyor muydu?
Kolej sporları Amerika’da oturmuş bir yapıda. Burslu devam etmek için dört üzerinden iki ortalama gerekiyordu. O yüzden antrenörlerimiz bile belirli zamanlarda derslerinize gitmek zorundasınız, sınavlarınıza girmeyi unutmayın, hocalarınızla konuşun maçlarınızın olduğu günleri söyleyin şeklinde bizi her zaman uyarıyorlardı ve hatırlatıyorlardı. Biz sporun çok önem verildiği bir okulduk hem kız-erkek basketbol, voleybol takımları olsun, hem Amerikan futbolu olsun çok başarılı oldular zamanında. Öğretmenlerimiz bize çok yardımcı oluyorlardı. Maçlara gelip bizi gördükten sonra farklı bir ortam oluşuyordu.
Amerika’da Türklerle olan ilişkilerin nasıldı?
Amerika’da benim yaşadığım eyalette bir tane Türkle tanıştım. O da uzun senelerdir Montagna eyaletinde yaşıyordu. Bir tane restoran açmış ve yürüyüp gitmiş bir durumdaydı. Başka Türk yaşamadığı için genellikle Türklerle diyalogum pek olmadı. Arkadaşlarım arasından Amerika’da okuyan insanlarla sık sık konuşuyordum.
Koleji bitirdikten sonra Amerika’da kalmama sebebin nedir? Önünde ne gibi olanaklar vardı?
Mezun olduktan sonra basketbol oynamayı düşünüyordum, başka bir şey yapmayı düşünmüyordum kesinlikle. Bir nevi Amerika’ya gitmemin sebebi de dönüşümde daha iyi ve fiziksel olarak daha hazır bir basketbolcu olarak geri dönmekti. Türkiye’de oynamadığım dört senelik açığı iyi kapamaktı. O yüzden orada şansımı biraz zorladım. Bir menajer aracılığıyla NBA’e gitmek için biraz çalıştım ama tanınmamış bir okulun oyuncusu olunca ne yazık ki kimse bakmıyor NBA seviyesinde. O yüzden de hiçbir şansım yoktu ve geri döndüm.
Amerika’ya gitmendeki hedef üniversiteyi bitirmekten ziyade, iyi ve fiziksel olarak daha hazır bir basketbolcu olmak mıydı?
Asıl amacım üniversiteyi bitirmiş olmaktı. Sonuç olarak bir insanın profesyonel basketbol kariyeri 10–15 sene sürüyor. Bunun yanında bir eğitim almış olmak ve basketbol kariyerinden sonra bu eğitimi kullanabilmek için gittim.
Kolej’de beraber basketbol oynadığın arkadaşların şu anda ne yapıyor? Basketbola devam ediyorlar mı yoksa farklı bir hayat mı sürüyorlar?
Onların hepsi farklı bir hayat sürüyor. Bir tanesi bizim okulun yardımcı antrenörü oldu. Benimle beraber dört kişi daha mezun oldu. İki tanesi okudukları bölümlerle ilgili iş hayatına atıldılar. Bir tanesi de bir lisede antrenörlük yapmaya başladı.
Liseden sonra profesyonel basketbol hayatına geçiş yapmış olmamanın hayal kırıklığını yaşıyor musun, devam etseydin muhtemelen farklı bir yerde olurdun?
Boşluğunu hissetmiyorum çünkü yapmam gerekeni yaptım Amerika’ya giderek. Hem fiziksel hem mental açıdan çok gelişme kaydetmem gerekiyordu. Bunu Türk basketbolu ortamından uzak bir yerde izole edilmiş bir şekilde yapmam gerekiyordu kendi iyiliğim açısından. Bunu da en iyi şekilde başardığımı düşünüyorum ve işe de yaramış gibi gözüküyor şu ana kadar.
Baban Necati Güler profesyonel olarak basketbol oynamış. Abin Muratcan Güler de Beşiktaş’ta devam ediyor. Dolayısıyla çocukluğundan beri basketbol konuşulan bir evde olmandan dolayı basketbola eğilimin olduğunu söyleyebilir misin? Başka sporlara eğilimin var mıydı?
Başından beri basketbol oynayacağımı bilerek büyüdüğüme inanıyorum. İlkokul, ortaokul, lisedeyken futbol oynuyordum ama basketbola yatkınlığım daha fazlaydı ve izlemekten daha fazla hoşlandığım bir spordu.
Abinin ve babanın sana nasıl katkıları oldu? Kendini geliştirmene yardımcı oldular mı? Zaman zaman eleştiriyorlar mı?
Eleştiriden çok yardımcı oluyorlar her şekilde. Abim 17 yaşından beri profesyonel olarak oynadığına bakarsak yaklaşık 12 senelik yaşadığı şeyleri ben biraz daha geriden ve biraz daha olgun yaşta yaşıyorum. Bana benim yapmam ve yapmamam gerekenleri durmadan hatırlatıyor. Herhangi bir sıkıntı durumunda ya da işlerin iyi gittiği bir ortamda nasıl davranmam gerektiğini her zaman ikisi de belirtiyorlar. Onun dışında eleştirel bir yaklaşım olmuyor.
Türkiye’de özellikle 12 dev adam sürecinden sonra basketbola ilgi arttı.
Artık aileler daha bilinçli ve çoğu çocuğun hayali basketbolcu olmak oldu. Ama her yetenekli olan iyi bir yere gelebiliyor mu?
Basketbol çok zevkli ve özellikle çocuk yaşta öğrenilmesi gereken bir spor fakat bence Türkiye’de yapılan en büyük hata ebeveynlerin futbolcu olsun çok para kazansın diye direkt futbola yönlendirmesi, 12 dev adamdan sonra da basketçi olsun çok para kazansın şeklinde yönlendirmeleri. Bu konuda beden öğretmenleri ve spor yaptıkları yerlerdeki antrenörleri tarafından bence sporcu olmak isteyen kişinin hangi spora daha yatkın olduğunu iyice araştırılması gerekir. Çünkü çocuk yaşta boyu ne kadar olacak, kilosu ne kadar olacak nasıl fiziksel gelişimi olacak bunun farkında olmadan futbola, basketbola, atletizme yönlendiriyorlar. Onun bir şekilde uygulanması daha avantajlı olur diye düşünüyorum özellikle çocuk yaştaki sporcular için.
Yani, spor seçimi yaparken maddiyata önem vermesinler diyorsun?
Kesinlikle
A milli basketbol takımımız senin de değerli katkılarınla bu sene büyük başarılar kazandı. Sence A milli takım ne düzeyde? 2009 Avrupa basketbol şampiyonası için ne gibi hedefler var?
2009 için her türlü şekilde kupayı almak istiyoruz. Fakat bunun için çok çalışmamız lazım. Bu sene eminim ki milli takım geçen seneye nazaran daha erken toplanacak ve benzer bir takım kimyası oluşturularak daha yükseklere çıkılacağına inanıyorum. Zor bir gruptayız ve o gruptan çıktıktan sonra oradan çıkmanın verdiği momentum ve motivasyonla kolay kolay durdurulabileceğimizi sanmıyorum.
Kulüp kamplarıyla milli takım kampları arasında nasıl farklar var?
Milli takım kampları daha kısa döneme yayıldığı için kulüp kamplarının yanında bazı dönemlerle karşılaştırınca daha konsantre olabilir. Maçların ne zaman yapılacağı başından sonuna kadar belli oluyor. O maçları kazanmak için daha sıkı çalışmaya başlıyorsun. Kulüp bazında da maçları ne zaman yapacağın ve kamp tarihleri belli oluyor. Fakat daha çok antrenman yapma şansın oluyor. O zaman konsantrasyon daha geniş bir alana yayılıyor. Özellikle Avrupa kupasından elendikten sonra haftada bir maç yapıp bütün hafta ona konsantre oluyorsun. Fakat milli takımda böyle olmuyor. Üç-dört maçı arka arkaya oynuyorsun ve hepsini kısa dönem içerisinde kazanmaya çalışıyorsun.
Efes Pilsen bu sezon için önemli transferler yapmıştı. Euro Lig’de elendi
bu anlamda hayal kırıklığı yarattı. Teknosa Türkiye kupasında final mücadelesinde şampiyon oldu. Şu anda da puanlamada 1. durumdasınız Fenerbahçe mağlubiyetine rağmen. Efes Pilsen olarak hedefleriniz nelerdi? Neresinde görüyorsun kendinizi?
Hedeflerimiz Eurolig’ de en azından final four oynamaktı, Türkiye kupasını ve lig şampiyonluğunu almaktı. Euro ligden erken elendiğimiz için ilk hedefimiz biraz suya düşmüş oldu ama ondan sonra takımda o başarısızlığın verdiği utançtan olsa gerek bir kenetlenme oldu. Gerçekten basketbol olarak üst seviyeye çıktığımızı düşünüyorum. Türkiye kupasında da bunu en iyi şekilde gösterdik. Ligde de şampiyonluğun en büyük adaylarından biriyiz. Bulunduğumuz ortamdan ve antrenörümüzün karakterinden dolayı şampiyonluğu hedeflememek zaten ayıp olur. Eminin ki playofflarda Efes Pilsen formasına yakışır şekilde şampiyonluğa doğru ilerleyeceğiz.
Efes Pilsen’deki performansını nasıl değerlendiriyorsun?
Sezon başladığında milli takım sonrasında bir form düşüklüğü yaşadım. Belki de milli takımda sahip olabileceğim bir pozisyonu kaybetmiş durumdayım şu anda. Fakat bu demek değildir ki istediğim performansla oynamıyorum. Ben eminim ki antrenmanlarda ve oynadığımız hazırlık maçlarında bile gösterdiğim en iyi performansı gösteriyorum. En azından resmi maçlarda istediğim süreleri alamasam da takımımızı en iyi şekilde hazırlayıp galibiyeti almak için sahaya çıktığımıza inanıyorum
Abin Muratcan Güler Beşiktaş’ta oynuyor bu sezon. Efes Pilsen-Beşiktaş karşılaşmaları nasıl geçiyor? Rekabet ortamı var mı?
Abimle rekabet ortamı çok farklı bir ortam. Bunu ancak Kerem-Kemal Tunceri kardeşler bilebilir. Bende enteresan bir motivasyon oluyor hatta abim benimle dalga geçiyor. Onun bir adım daha önünde olabilmek için ekstra şeyler kovaladığımı farkındayım ben de. Bu sene 3. senemiz karşılıklı oynadığımız. Beşiktaş’tayken bir galibiyet alabildim kendisine karşı. Darüşşafaka’dayken hiç galibiyet alamamıştım. Bu sene daha hiç maç kaybetmedim kendisine karşı. İnşallah da bu şekilde devam edecek(Gülerek).
Beko Allstar 2009’da smaç yarışmasında favori olarak görülüyordun. Çok başarılıydın aslında ama finalde Jason Forte gülen taraf oldu.2010’da katılmayı düşünüyor musun? Yarışmaya katılmak için ayrı bir çalışma gerekiyor mu?
Yapmıyorum özellikle ayrı bir çalışma. Haber verdiklerinde pek de zamanım kalmamıştı ama aklıma nasıl geliyorsa öle yapıyorum. Bu seneki smaç yarışması özellikle smaç sayısı bakımından fazlaydı. Bir de bunun üstüne kaçırdığımız smaçlar olunca konsantre dağılıyor. Hem orada iyice düşünmek gerekiyor hangi smacı yaparım hangisini yapamam diye. O yüzden zorlandım bu sene. Özellikle fiziksel olarak ondan sonraki birkaç gün içerisinde epey zorlandım. Yorulmuştum çünkü. Seneye fiziksel olarak nasıl hissedersem ona göre katılmayı düşünürüm ya da düşünmem, emin değilim şu anda.
Cenk Akyol ve Mustafa Abi ile aynı pozisyonda oynuyorsun. Onların hangi özelliklerini beğeniyorsun?
Mustafa Abi uzun süredir sakat, en üzücü tarafı bu. Yoksa o da benim gibi solak bir oyuncu. Baktığımızda bizim oyuncu karakterlerimiz birbirine benzeyen karakterler. İkimiz de sahanın içinde ufak tefek şeyleri yapmayı seven, savunmada ekstra agresiflik göstermeyi isteyen oyuncularız. Bu konuda kendisiyle çok benzeştiğimizi düşünüyorum. Cenk de Türkiye’nin gelecek vadeden en büyük yeteneklerinden biri. Umarım olduğu yerden yükseklere gelir. Kendisi inanılmaz bir şutör. Özellikle güven açısından yakaladığı şut istikrarı inanılmaz. Aynı zamanda da kuvvetiyle kendini çok iyi yerlere taşıyabilecek durumda.
Kendine idol olarak gördüğün bir oyuncu var mı?
Var tabii ki, en başında abim ve babam geliyor. Michael Jordan her zaman izleyerek büyüdüğüm bir basketbolcu. Gerçekten kendini markalaştırma adına hem basketbol sahası içinde kazandığı başarıları hem de basketbol sahası dışında yaptığı şeyleri örnek alıyorum. Aynı zamanda Arjantinli San Antonio Spurs’dan Emmanuel Ginobili’ yi örnek alıyorum şu anda.
Spor hayatını Türkiye’de mi devam ettirmeyi düşünüyorsun, yoksa yurtdışı veya Amerika hedeflerin var mı?
Şimdi baktığım zaman Avrupa’da basketbol oynanacak en güzel şehirlerden
birindeyim İstanbul’da. Efes Pilsen’de Avrupa’da basketbol oynanabilecek en iyi takımlardan birindeyim. Şu an kendi kafamda düşündüğüm şekilde baktığım zaman Efes Pilsen’de ulaşabileceğim hedeflere daha tam olarak ulaşmadım ve eğer bir aksilik çıkmazsa iki tarafta da uzun yıllar Efes Pilsen formasını giymek isterim. Fakat tabii ki de Avrupa’ya, NBA’e gitme hedefim var. NBA’e gitmek için biraz yaşım büyük 25 yaşındayım. Aynı şansı bulamayabilirim. O yüzden bulunduğum yerden çok memnunum ama ilerde tabiî ki de yükselmek isterim.
Basketbola Başlarken hedefin neydi? Şu an neresinde görüyorsun kendini?
Basketbola başlarken hedefim tabi ki de NBA‘de oynayabilecek bir seviyeye gelmekti. Ama her şey istediğim hızla ilerlemedi. Aslına bakarsanız son 3 senedir yaşadığım yükselme istenilen bir hızdı. Darüşşafaka’da tanınmamışken 2 sene içerisinde milli takıma ve oradan da Efes Pilsen’e katılmış olmam benim için mutluluk ve gurur verici bir olay ve tabiî ki de bu şekilde hızla devam etmesem bile ilerde NBA’de hala oynayabilecek şansı yakalamak istiyorum.
Basketbolu bıraktıktan sonra ne gibi planların var, kariyerini nerede noktalamak istersin?
Şu anda kariyerimi noktalamakla alakalı hiçbir düşünce yok. Önümde 10–15 senelik bir süre var basketbol oynayabileceğim. Basketbolu bitirdikten sonra basketbolun içinden kopamayacağımdan eminim ve sonrasında ne yapacağımı kafamda tam olarak şekillendiremedim. Özellikle spor okulları ve benzer bir şeklide basketbola hizmet vermek istiyorum ama nasıl olur bilmiyorum.
Basketbol dışında neler yapıyorsun? Nelere vakit ayırmaya çalışıyorsun?
Genellikle arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Video oyunları ve playstation oynayarak, bilgisayar başında geçiyor zamanımın büyük kısmı. Son zamanlarda da kendime kişisel web sitesi yapmakla uğraşıyordum. Geçen hafta içerisinde açtık. Vaktimin çoğu ailem ve arkadaşlarımla geçiyor.
Son zamanlarda dikkatleri daha çok üstüne çektin bununla. Yoğun bir ilgi yaşadığın için mi web sitesi (www.sinanguler.com)açtın? Böyle bir talep var mıydı?
Böyle bir talep yoktu. Fakat internet dünyası gittikçe geliştiği için böyle bir eksikliğin olduğunu hissettim. Sonuç olarak Türkiye’de basketbolu takip eden o kadar insan var. Bir basketbol takımında neler olup bittiğini merak edenler de var. Bunu olabildiğince paylaşabilmek istedim. Bu konuda siteyi yapan arkadaşım Güney Cüceloğlu da çok yardımcı oldu.
Zaman ayırdığın için teşekkürler, başarılarının devamı diliyorum.
Ben teşekkür ederim.
Betül Kahraman
Kimya Mühendisliği ‘08
betulkahraman@gmail.com
Helal Betül Kahraman. Helal gazeteodtülü...
Sinan Demirci - 07.04.2009