ALPHAVILLE-ACININ ŞEHRİ
Alfaşehri, Lemmy Caution’un Garip Bir Macerası
(Alphaville, une étrange aventure de Lemmy Caution, 1965)
Yönetmen: Jean-Luc Godard
Senaryo: Paul Éluard (Acının Şehri kitabının yazarı), Jean-Luc Godard
Oyuncular: Eddie Constantine (Lemmy Caution), Anna Karina (Natacha Von Braun), Akim Tamiroff (Henri Dickson)
Jean-Luc Godard’a Kısa Bir Giriş
Jean-Luc Godard, Fransız Yeni Yeni Dalga Akımının naçizane yöntemlerini dünya sinemasına getirmiş; auteur kuramını benimsemiş ve bilumum geleneksel sinema bürokrasisine, Hollywood sinemasının örgütlenmişçesine insanların duygularını filmlerin ana karakterlerine aşılama -özdeşleşme- hareketlerine karşı çıkmış; filmlerini döneminin teknolojisi yardımıyla en ucuz maliyetle sokaklarda cafélerde çekmiş; filmde süreklilik kavramının karşısına zamanda sıçramalar yöntemini getirerek izleyicinin aklını çelen yöntemler geliştirmiş; Marksist düşünceyi sinemada farklı noktalara taşımış İsviçre vatandaşı Fransız yönetmendir.
Alphaville, Lemmy Caution’un Bir Garip Macerası
Film metalik bir ışık görüntüsüyle başlar. Tamamen yapaylığı gösteren, insan doğasına ve gerçekliğin yansımasına uzak, yabancı olan bu ışık bir uyarıdır; film gerçeklerden uzaktır, kendinizi kaptırmayın. Keza film Godard’ın filmleri buna benzer uyarılarla doludur. Godard ve Yeni Dalga filmlerinde, izlenilenin sadece film olduğunu belirten anlamsız sahneler görülür.
Sert karakterli, taşkın yaratılışlı Lemmy Caution, “Dış Dünya”dan Alphaville’e, özgürlüğün bilinmediği yere, Alpha60 adlı büyük bilgisayarı yok etmek için gazeteci olarak gönderilmiş bir dedektiftir. Bu karakter dönemin pop-kültürünü ve bilim kurgu başkarakterlerine göndermelerde bulunmaktadır. Caution’un oteline yerleştikten sonra son selefi Henri Dickson’un yanına gittiği, ona Dick Tracy ve namı diğer Guy Leclair’in (Flash Gordon) durumlarını sorup öldüklerini öğrendiği sahneler buna örnektir. Kimi yazarlar ise neredeyse diyalog balonları çıkacak derler film için (Benedikt, 2004).
Caution, Dickson’un yanına geldikten sonra Dickson unuttuğu kimi sözcükleri anımsar ve bazılarının anlamlarını unuttuğunu fark eder. “Neden?” Sorusunun anlamını unutmuştu keza Alphaville’de bu sözcük sansürlenmiştir. Buradan şehirde insanlar üzerine uygulanan sansürleri anlaşılır. Bu sırada Dickson robot-fahişesine sevgi duygusuna atfen sözcükler söylerken rahatsızlanır ve ölmeden hemen önce Caution’a <Lemmy...vicdan...vicdan..Alpha 60’ı yok et..gözyaşı dökenleri kurtar> der.
1.Alphavillede ağlamak mantıksızlıktır, bu sebeple yasaktır.
2.Alpha 60 adlı bilgisayar Profesör Von Braun –ki kendisine aşağıda değineceğim-tarafından yapılmış, şehri kontrol eden ana bilgisayardır.
Dickson ölmeden önce Caution’a bir kitap da verir. Bu kitabın adı Acının Başkentidir (Capitale de la Douleur). Bu kitap 1920ler Fransa’sının gerçeküstücülerinden Paul Eluard tarafından yazılmıştır. Şehirde yasaklanan duygu, aşk, üzerine şiirler ve makalelerden oluşur. Kitap, filmin senaryosunun ve özellikle bundan sonraki bölümünün ana noktalarını oluşturmaktadır.
Profesör Von Braun, şehre hâkim olan büyük bilgisayar Alpha60’ın mucididir. Bu noktada Godard’ın politik eleştirisini, Profesör Von Braun’un Almanya’nın 2.Dünya Savaşı roketçi bilim adamı Werner Von Braun’a bir göndermedir. Bu bilim adamı savaştan sonra ABD projeleri için çalışmış birisidir (Benedikt, 2004).
Buradan Caution sorgulama odasına alınır. Bu oda şehrin dizgesini anlamak açısından önemlidir. Şehir tamamen mekanik ve mantık üzerine kurulu, dünya hakkında ne kadar az bilirsen o kadar iyi anlayışına teslim olmuş optimum topluma sahiptir. Bu açıdan Godard’ın filmi ile döneminin Fransa’da yaşamış düşünürlerinden Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sı arasında benzerlik ardır. Cesur Yeni Dünya’da da her şey makine yönlüdür. İnsanlar standart üretilmiş ve sınıflara ayrılmışlardır. Tarih, duygular ve özgürlük hakkında bilgileri yoktur. Aslında Godard da filminde çok derinlere inmek istemese gerek; özetle 2. dünya savaşından çıkmış ve ABD kültürüne bağlanmaya başlayan bir Fransa’yı anlatıyor. Aynı şekilde Huxley de Yeni Dünya’sını ABD de geçirdiği iki yıldan sonra 1932de yazmış ve gelecekte ABD kültürü, yaşama biçiminin dünyayı etkisi altına alacağını öngörmüştür. Fakat aynı zamanda Godard’ın dönemin varoluşçuluk akımından da etkilendiğini filmde belirgindir. Havuzda idam edilenler toplumsal yaptırma başkaldırmış, özlerini kendileri belirleyen, kendilerine atfedilen rollere başkaldırmış kişilerdir. Keza Natasha’nın Capitale de la Douleur kitabını okudukça ve Caution’la zaman geçirdikçe değişmesinden bunu kısmen anlayabiliriz.
Caution’un sorgulama sahneleri duygu ile mantığın müsabakasıdır. Caution sorgulama odasında Alpha60 tarafından yöneltilen sorulara tabiidir. Bilgisayarın soruları evet-hayır gibi mekanik cevaplar beklenen sorulardır. Fakat Caution bu sorulara şiirsel bir dille cevap verir ki bu dizgeye girmiş bir parazit etkisi yaratır. Mesela bilgisayarın “Ölümün özelliği nedir?” sorusuna Caution “Bir daha ölmemek.” Şeklinde cevap verir. Bu cevap aslında gerçeküstücülere başka bir göndermedir ki onlar bu soruya “Bir daha yaşamamak.” şeklinde cevap verirler.
Sorgudan sonra onu şehrin mühendislerinden birisinin odasına alırlar ve burada mantığın şehrinin ilkelerini buyrulur; “Biz burada verileri alır hesaplar ve sonuçlara ulaşırız.” der mühendis. Şehir olasılıkların kurbanı olmuştur.
Şehrin sloganı gerçeküstücülerin değerlerine tamamen karşıdır - ki Godard’ın naçizane amacı da bu tezatlıkla gerçeküstücülere reveranslarını iletir.
“Alphaville: Sessizlik-Mantık-Güvenlik-Tedbirlik” . Beynin sol-kısım değerleri; tamamen gerçeküstücü düşünceye aykırı. Godard da şehri zaten karanlık, kasvetli bir havada anlatmaktadır. Godard, alüminyum, krom gibi maddelerle bezemiştir şehri. Ayrıca film de siyah-beyazdır.
Godard her zamanki gibi filmde izleyiciyi uyaran sahneleri ve sesleri de kullanmıştı:. Caution’un şehre ilk geldiğinde otel banyosunda birden ortaya çıkan adamla kavgası, bundan hemen sonra sert dedektif edalarıyla robot-fahişeyle nişancılık denemeleri yaptığı sahneler, Caution’un Natasha ile otel odasında konuşması sırasında sahnelerdeki atlamalar. Caution’un bir adamla kavga ettiği mantıksal bağlamdan uzak sahneler, şehrin sansürü bip sesinin zamansız duyulmaları...
Caution’la Natasha’nın otel odasında Capitale de la Douleur kitabı üzerine konuşmaları sırasında Natasha’ya yabancı gelen “vicdan” kelimesini öğrenmek için incile -ki incil şiirsel dile sahip olan fakat filmde aksine bir sözlük olan bir kitaptır- bakacağı sırada oda servisi görevlisinin kitabı değiştirmesi Alphaville’in hızlı sansür kurumunu tekrar gösterir. Artık kimse vicdanın anlamını bilemeyecektir. Burada Caution’un sorgulama esnasında “dininiz nedir?” sorusuna verdiği “Vicdanın aracısız iletilerine inanırım.” cevabını hatırlamakta fayda var. İncil bir din kitabıdır ve bir aracıdır da. Fakat o da kontrol altındadır. Vicdan şehri yönetenlerin kontrolündedir ki burada kuşkusuz özgürlükten bahsedilemez.
varoluş özden önce gelir
Her şey organik bir topluma sahip olan şehirde Alpha60ın Caution’un dizgesine sızması sonucu oluşan düzensizlikleri sonucu çökmesiyle parçalanmaya, insanlar acı çekmeye, şuursuzlaşmaya başlar. Caution ve Natasha şehirden çıkarlarken Caution Natashaya istediklerini kendin öğrenmelisin der. Ne de olsa ‘özü’nü yaratacak olan kişi kendisidir.
Ek Not:
Hepsini toplarsak Godard Alphaville filminde izleyiciye sinemanın gerçeklik adına olmadığını Caution ve fotoğraf makinesiyle de göstermiştir. Makine ancak bir kareyi çekebilir ki bu kareler Caution’un şehrin sansüründen dolayı nedenseline inemediği durumlarda meydana gelir. Kare tamamen gerçeği yansıtma durumunda değildir.
Aynı şekilde Godard’ın Jane’e Mektup filminde Jane Fondanın bir fotoğrafını görürüz. Fotoğrafun altında bir gazete metni vardır. Godard’ın burada amacı, yazının fotoğrafta görünenleri nasıl yönlendirebildiğini, dolayısıyla gördüğünüz veya okuduğunuz bir şeye koşulsuz güvenmenizin ne kadar hatalı olabileceğini ispat etmektir. İzleyici gözünü dört açmalı, filmi düşünerek ve sorgulayarak izlemelidir.
KAYNAKLAR:
1. Benedikt, Michael. Alphaville & Its Subtext in the Poetry of Paul Eluard, 2004
2. Cangialosi, Jason. Epistemology in Jean-Luc Godard’s Alphaville, 2005
3. Marie, Michel. The French New Wave, 2003
4. Morey, Douglas. Jean-Luc Godard, 2005











