ABİM EVİN TEK ÇOCUĞU
(Mio Fratello è Figlio Unico, 2007)
Yönetmen: Daniele Luchetti
Senaryo: Antonio Pennacchi ( "Il Fasciocomunista" adlı romanından), Daniele Luchetti, Sandro Petraglia, Stefano Rulli
Oyuncular: Elio Germano (Accio Benassi), Riccardo Scamarcio (Manrico Benassi), Angela Finocchiaro (Sgra. Benassi), Luca Zingaretti (Mario Nastri)
BAŞKA BİR İTALYA MÜMKÜN MÜ?
60ların ve 70lerin ideolojik kutuplaşma İtalya’sını, sağın ve solun temsilciliği kaygısını taşımadan, ideolojilerin tarihsel çatışmasını nesneleştirmeden anlatan Abim Evin Tek Çocuğu, iki kardeşin bir bedende bütünleşmesi bağlamında bir enstantane. Keza Luchetti’nin buyurduğu üzere film de siyasal söylemlerden ve tartışmalardan uzak bir çabanın ürünü. Luchetti’nin Sandro Petraglia ve Stefano Rulli ikilisi ile Antonio Pennacchi’nin Il Fasciocomunista kitabından uyarladığı film, ikilinin senaryosunu yazdığı bir başka filmin, La Meglio gioventù’nun (The Best of Youth,2003) daha açık ve basit bir benzeri niteliğinde. Abim Evin Tek Çocuğu, La Meglio gioventù’nda olduğu gibi İtalyan yakın tarihine hırslar, umutlar ve tutkular bağlamında bakıyor. Fakat bu ‘bağlam’ Accio merkezinde oluşuyor.
geze göre accio
Filmin anlatısı ve dramatik örgüsü, zaman ve mekân değişimi Accio’nun etrafında şekilleniyor fakat İtalyan ulusunun şuuru Accio’da nesneleşmiyor. İşçi ailesiyle ilişkisinde sorunları olan, fakat özellikle komünist abisi Manrico’ya karşı başkaldıran ve bir papaz okulunda pek de uzun süre kalamayacak kadar kuraltanımaz olan naif faşist Accio, sorgulayıcı ve uzlaşıcı bir karakteri sinirli ve aşağılanmış bir biçimde çizerek zamanla abisinin rolünü de kendine eklemlendiriyor. Accio yavaş yavaş kendi başına buyruk bir faşistten suya sabuna dokunmayan, erdemli birine dönüyor.
Önceleri neofaşist hareketlere ikincil babası işportacı Mario’nun etkisiyle katılırken, öğrenme tutkusunun -ki bu filmin tek tutkusu- feyziyle geliştikçe kutup değiştiriyor ve sol ideolojiye kısa bir ziyarette bulunuyor. Beethoven’in ‘Eğlenceye Kaside’sinin performansı sırasında Marksist fikirlerin senfoniyi kirlettiği iddiasıyla salonu basan faşistlerin bu netameli hareketlerine karşı Accio’nun “Ne zaman Beethoven dinlemeye başladınız?” çıkışıyla yolunu onlardan ayırması, edimlerinin dönüşümü bakımından bir elzem. Başka bir deyişle Accio, her lezzetten tatmak ister gibi, dünyayı değiştirecek erke sahipçesine bütün yollarını tutkusuyla deniyor ve sorguluyor, bir ideolojinin katı ve kararlı savunusunu yapmıyor. Yaşadığı dönüşümün hiçbir merhalesinde ideolojilerin sesini desteklemiyor ya da onlara dolaysız bir meydan okumuyor; Mario’nun faşizmden başka yolun olmadığını vurgulaması esnasında Accio bunu, ailesine karşı koyma yolu olarak görüyor ve memnun kabul edildiğinden faşist partiye katılıyor. Öte yandan Accio’nun dizgeye karşı başkaldırısı da komünizmin ortak mülkiyet meselesinden ziyade ailesinin ve çevresinin içinde bulunduğu yaşanılası olmayan sefaletten ötürü.
cevap anahtarları
Yaşadığı dönüşüm içinde soru işaretleri Accio’nun kafasından hiç çıkmıyor: Kiminle olmalı? Abisi gibi komünistlerle mi? Ya da Mario gibi faşistlerle mi? Bu iki kutuptan, ideolojiden birini mi seçmeli yoksa başka bir cevap mümkün mü? Her biri göz boyayıcı cevaplarla dolu bu sorular tarafından kıstırılmış ve bağlanmışken başka bir dünyaya tanjant geçe geçe, bu dünyanın ‘anahtarlar’ının gizlice ‘içeri’ sızabilecek kadar cesur olarak elde edilebileceği cevabına mazhar oluyor. Bu da özetle Accio’nun başka bir İtalya’yı kucaklayışının öyküsüymüş gibi yansıtılıyor.
Abim Evin Tek Çocuğunda amaç edinilen ve bulunan bu cevap güçlü söylemler yapmaktan uzak. Film, yükte hafif ve söyleminin boşluklarını doldurmada yetersiz cevaplarla nahif kalıyor, ağır ilerliyor. Son sahnelerdeki manzara, Accio’nun bütün dönüşüm seyahatlerinin boşluğunu tekrar vurguluyor, toplumsal dizgenin sefaletine karşı imgesel bir duruş olarak da marazi kalıyor.
film izlendikten sonra bir çıÄ?lık gibi boÄ?azınızda asılı kalıyor..havada kalan kelimeleri toparlayabilsem, herÅ?eyin baÅ?layıp bittiÄ?i o ince çizgiyi ve onun ötesine geçmiÅ? bir filmin güzelliÄ?ini yazardım...
pınar yaÅ?ar - 24.01.2008











